|
Bahar Aylarına Dikkat!
Baharın gelmesiyle birlikte insanlarda olumlu düşünce ve fikirler ile duygular oluşuyor. Hem doğanın renkten renge bürünmesi, hem de bitkilerin yeni baştan yeşeriyor olması insanların umutlarını canlandırıyor. Böylece bahar,insanda depresyon ve kötü duyguları giderici olumlu etki sağlıyor. Bu etkiden dolayı da karanlık kış aylarındaki zor, sıkıntılı ve karamsar günler geride kalıyor. Doğadaki bu değişime paralel olarak insanlarda da, kimyasal değişiklikler yaşanıyor. Olumlu düşüncelerin yanı sıra, havalar ısınınca ders çalışmak da zorlaşıyor. Yorgunluk, bitkinlik, aşırı can sıkıntısı gibi duygular ön plana çıkıyor. Peki bunların sebebi ne?
Bahar mevsiminde havadaki elektrik yükü artıyor. Bu yük, havada bulunan pozitif ve negatif yüklü iyonlar aracılığıyla taşınıyor. İşte bu taşıma dengesi bozuklukları, iklim değişikliği dönemlerinde sıkça karşımıza çıkıyor. İnsanlarda yorgunluk belirtilerine ve hatta, ruhsal sıkıntılara yol açıyor. Bahar ayının ve güneşin getirdiği rehavet duygusuna, stres ve gerginlik de eklenince insanda birçok rahatsızlık ortaya çıkabiliyor. Yorgunlukla birlikte; konsantrasyon bozukluğu, neşesizlik, aşırı sinirlilik, hafıza zayıflaması ve uyku bozuklukları görülebiliyor.
Kimi kendini daha zinde ve mutlu hissederken kimisi huzursuz ve endişeli olmaktan yakınıyor. Hayata dair düşünceleri pozitif olan ve "daha iyi olacağım" beklentisini taşıyanlar ise bahardan olumlu yönde etkileniyor.
Bahar yorgunluğu ve kronik yorgunluk dışında bir de 'mutsuzluk yorgunluğu' denilen bir yorgunluk türü var. Kendini sürekli halsiz, isteksiz, yorgun hissedenler bu gruba giriyor. Bu kişilerin yorgunluk hisleriyle mutsuzlukları arasında bağlantı olduğu ortada. Mutsuzluk yorgunluğu, insanın psikolojisiyle çok yakından ilgili. Bu sorundan kurtulmak için öncelikle yaşamı sevmek, mutsuzlukların, hayal kırıklıklarının gelip geçici olduğuna inanmak gerekir.
'Bahar yorgunluğu', düzensiz beslenenleri ve amacı olmayanları seviyor. Sabah kalktığında amacı olmadığını düşünen kişilerde stres yükseliyor. Bahar yorgunluğuna kapılmamak için her şeyden önce amacınızı hiçbir zaman unutmayın. Her sabah kalktığınızda hedefinizi, kazanmak istediğiniz okulu hatırlayın. O hedefi gerçekleştirmek için başarmanız gereken bir sınavınız olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
Bahar yorgunluğunu üzerimizden atmak için alınabilecek küçük önlemlere dikkat çeken uzmanlar, bu küçük tedbirlerin bizi daha mutlu insanlar yapacağına ve vücudumuzun yeni mevsime ayak uydurmasına yardımcı olacağına değiniyorlar. Uzmanlar, şu önerilerde bulunuyor:
Egzersizin vücudu dinç tutmada çok önemli rolü var. Sabahları okula gitmeden önce; açık pencere önünde yapacağınız basit jimnastik hareketleri bile, dolaşım sisteminizin harekete geçmesini sağlayıp, sizi daha canlı kılacaktır.
Her sabah 10-15 dakika aç karnına jimnastik yapın. Ama vücudunuzu aşırı yormaktan da kaçının. Jimnastik yapacağınız odayı ciğerlerinize bol oksijen girmesi için bir süre havalandırmayı unutmayın.
Yediklerinize dikkat etmemek, uygun giyinmemek gibi nedenler vücut direncinizi kırar. Hastalıktan uzak durmak için beslenmenize, özellikle aldığınız besinlere özen gösterin.
Kolay bozulan yiyecekler, asitli içecekler ve konserve sebzeler gibi yapay ürünler yerine, vitamin değeri yüksek meyve salataları, taze sebze yemekleri, portakal suyu gibi besinleri tüketin. Baharda vücudun daha çok vitamin ve minerale ihtiyacı olur. Bu nedenle meyve ve sebze yemeyi eksik etmeyin. Sevmeseniz de mevsimin özelliğini taşıyan meyve ve sebzelerin bütün çeşitlerinden bol miktarda yiyin.
Günde 3 litre su için. Yemek yemeden ve yatmadan önce azar azar içerek vücudunuza ihtiyacı olan suyu sağlayın.
Uyku düzenine özen gösterin. Kaliteli uyku uyuyan kişi, bahar yorgunluğuna karşı kendini daha iyi onarır. Rahat bir uyku için yatağa girmeden önce strese neden olabilecek şeyleri aklınızdan uzaklaştırın. Her akşam aynı saatte uyuyup, sabahları da aynı saatte uyanmaya çalışmak; uyku düzeninizin aksamasını engellediği gibi, gün içinde yorgun düşmemenizi sağlayacaktır.
Ders çalışılan ortamın havasını sık sık temizleyin. Çünkü beynin oksijene ihtiyacı vardır.
|